Bilirkişiden ‘Hacıosman Bayırı’ uyarısı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı,  2021 yılında Sarıyer ilçesi sınırlarında kalan Hacıosman Bayırı ve yakın çevresinin doğal SİT alanı statüsünü, “nitelikli doğal koruma alanı” ve “sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı” olarak değiştirildi.

SİT korumasının düşürülmesine karşı Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin açtığı davada bilirkişi raporu çıktı.

Koruma statüsünün düşürülmesiyle Hacıosman Bayırı’nın yapılaşmaya açılacağı, ormanlık alanda habitatın parçalanacağı ve dere yatağında bulunan yerleşim alanlarının daha büyük bir taşkın riskiyle karşı karşıya kalacağına dikkat çekildi.

“ORMAN OLARAK TESCİL EDİLMELİ, YAPILAŞMAMALI”

Dava konusu alanların 3 hektardan büyük olduğu ve orman ağaçları ile kaplı olduğu için Orman Kanunu’na göre orman niteliği taşıdığı belirtilerek “Bu alanların orman olarak tescil edilmesi ve yapılaşmaya konu edilmemesi gerekmektedir” denildi.

“BOĞAZİÇİ SİLUETİNE ZARAR VERİR”

Hacıosman Bayırı’nın doğusunda kalan Cumhuriyet Mahallesi’nin yer aldığı bölgenin Boğaziçi siluetinde kaldığı kaydedilerek “Bu alandaki yatay-dikey yapılaşmalar, köprünün hemen yanında yer alan böylesi bir alanın Boğaziçi siluetine zarar vermesi anlamına gelecektir” tespiti yapıldı.

Koruma statüsündeki değişimin, hâkim rüzgar akışını bozabileceği ve doğal hava akımını azaltarak hava kalitesini bozacağı belirtildi.

“DAHA BÜYÜK TAŞKINLARA YOL AÇAR”

Koruma statüsü değiştirilen alanlar içindeki PTT Evleri Mahallesi Kozdere Deresi’nin taşkın yatağı üzerinde yer aldığına dikkat çekilerek “Burada yerleşim yoğunluğunun fazla ve taşkın riski yüksek olmasına karşın koruma statüsünün ‘sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı’na düşürülmesi, yeni yapılaşmaya ve sonuçta yeni ve daha büyük taşkınlara yol açacaktır” denildi.

“BÜYÜKDERE FİDANLIĞI YAPILAŞMAYA AÇILMAMALI”

Bölgede yer alan Büyükdere Fidanlığı ve Bahçıvan Okulu’nun, Türkiye’de üretim peyzajlarının sembol alanlarından birine dönüşebilmesi, miras kimliği ile beraber yeniden işlevlendirilmesinin mümkün olduğu ifade edildi.

Raporda “Fidanlığın yerleşime uygun bir yer olmadığı, bu alanın gen kaynağı olması da dikkate alınarak yapılaşmaya açılmaması gerektiği değerlendirilmektedir” denildi.

Dava konusu alanın iki farklı koruma statüsüne alınmasının da alanın ekolojik ve coğrafi bütünlüğünü bozucu nitelikte olduğu vurgulandı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*